duman, salıncak ve savaş
Fatma Aydemir, Dschinns (Cinler)1 romanında, taziye evindeki bir kadının kanepeye uzanıp öylece kalma hâlini “kuşbaşı gibi yatmak” ifadesiyle betimler. Bu ifade, bedenin bütünlüğünü yitirmiş gibi algılandığı, parçalanmış bir duruşu çağrıştırır.
Almanca yazan Türkiye kökenli yazarlarla ilişkim, ablam sayesinde gelişti. Önce, Emine Sevgi Özdamar üzerine — özellikle çok dillilik bağlamında yazdığı yüksek lisans tezi aracılığıyla — tanıştım; ardından yürüttüğü doktora çalışması sayesinde Deniz Utlu ve son olarak Fatma Aydemir ile.
Fatma Aydemir’in Cinler romanı, yıllarca Almanya’da yaşamış ve nihayet ailesi için İstanbul’da bir ev satın alabilmiş Hüseyin’in hikayesiyle açılır. Ancak bu yeni başlangıç, daha en başında kesintiye uğrar. Hüseyin, satın aldığı evin içinde aniden ölür. Almanya’dan gelen eşi ve çocuklarının yas süreci, bu evin içinde, kapalı ve yoğun bir atmosferde devam eder. Eşinin kanepeye uzanıp hareketsiz kalışı, Aydemir tarafından dağınık, parçalanmış bir beden imgesiyle aktarılır; sanki beden, bir arada durmakta zorlanan parçalardan oluşuyormuş gibi : “Dağınık parçalar halinde, tıpkı kuşbaşı gibi yatıyordu.” diye betimlenir.
Dağınık parçalar halinde söylemi yıllar önce çocuğunun cansız bedenini eteklerinde toplayan anneyi hatırlatıyor bana. Ya da 2015 yılında Sur’da çocuğunun kemiklerini poşetle teslim alan babayı. Tuhaf bir geçmişi var bu ülkenin ölümler adına. Faili meçhuller, bir türlü bulunamayan kayıplar ve üstü kapatılmış dosyalar.
Tüm ağırlığına rağmen, hatırlamayı bile unuttuğumuz meseleler. En azından benim için belli kelimeler ve anların, tanık olduğum şeylerin üzerine hatırlayabileceğim, ama normal yaşantımda unutmak istediğim şeyler. Tanıklık edilmiş olan, tamamen kaybolmuyor, yalnızca gündelik hayatın akışı içinde geri plana itiliyor gibi geliyor bana. Bu nedenle bazı imgeler, hem hatırlanabilen hem de bilinçli olarak unutulmak istenen bir eşiğin üzerinde varlığını sürdürüyor.
Dün sahilde yürüyüş yaparken, uzaklarda bir geminin bacasından yükselen dumana takıldı gözüm. Bugün ise sosyal medyada, arkasında bombalar patlarken (görüntü geminin dumanı ile benzerliği yüzünden dikkatimi çekti) sahilde bir salıncakta sallanan İranlı küçük bir kızın videosuna denk geldim. İkisinde de duman var; ikisi de havaya karışıyor. Biri hareket halindeki bir geminin ardında dağılan duman, diğeri ise sürekliliği olan, yaklaşan ölümü taşıyan bir iz.
Yeşilköy- Florya Sahil, Mart 2026
Aydemir, Fatma, Cinler, Çev. Olcay Mağden, İletişim Yayınları.



